Bu surenin "Zümer: zümreler" diye adlandırılışının sebebi, Allah Te-alâ’nın, bu surenin sonunda 71, 72. ayetlerde kâfir ve şakî zümrelerden kendilerini zelil ve hakir kılıcı ifadelerle ve 73, 75. ayetlerde ebedî mutluluğu haketmiş mümin zümrelerden kadr-u kıymetlerini yükselterek ve ikramla bahsetmesidir.
Surenin Muhtevası:
Bu surenin konusu tevhid, Allah’ın varlığının ve birliğinin delilleri, vahiy ve Kur’an-ı Azim’dir.
Sure, Kur’an-ı Kerim’in Allah Tealâ’dan Rasulüne indirilişinin beyanı ile başlamakta, Hz. Peygamber (s.a.)’in, dini Allah’a has kılmakla emrolun-ması, Allah Tealâ’nın mahlukâta benzemekten tenzihi, müşriklerin, putları şefaatçi ilâhlar olarak görmesi ve onlara ibadeti, Allah’a ulaşmanın vesilesi sayması ve müşriklerin putlara tapmakla işledikleri cürüm zikredilmektedir.
Bunun ardından, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ardarda gelmesinde, güneş ile ayın Allah’ın hükmüne boyun eğdirilmesi, insanın birbirini izleyen çeşitli evrelerden geçirilerek yaratılması gibi hususlar, Allah Tealâ’nın birliğine birer delil olarak ikame edilmektedir. Daha sonra da müşriklerin tabiatı ortaya konmakta ve darlık halinde Allah’a sığınmakla birlikte genişlik halinde O’nu unutması, kınayıcı ve ayıplayıcı bir üslûpla ortaya konmaktadır. Ardından da tekrar Allah’ın varlığına ve birliğine delâlet eden hususlara dönülerek yağmurun yağdırılması, bitkilerin bitirilmesi gibi hususlar zikredilmektedir.
Bunun ardından müminlerle kâfirler arasında karşılaştırmalar yapılmaktadır. Bunlardan ilkinin
dünya ve ahirette mutlu olacağı, ikincisinin ise her iki dünyada da bahtsız olacağı ve azabı görünce yok olmayı temenni edeceği bildirilmektedir.
Daha sonra gelen ayetler Kur’an-ı Kerim’in azametini haykırmakta ve Allah’tan korkan müminlerin, o Kur’an’m ayetlerinden derilerinin ürperdiği ve Allah’ın zikri ile de derilerinin ve kalplerinin yumuşadığı dile getirilmektedir. Müşrikler ise onların tam aksine Allah’ın birliğini işittiklerinde kalpleri katılaşır. Nitekim Kur’an, bu tarz misalleri ihtiva etmektedir; umulur ki insanlar düşünürler.
İşte bu misallerden, bir tek ilâh’a kulluk edenlerle, duymayan ve cevap vermeyen çeşitli ilâhlara kulluk edenlerin farkı açıkça ortaya çıkmaktadır. Bunlar, bir tek efendiye ait bulunan köle ile, üzerinde hak iddia edilen birçok efendisi bulunan köle gibidir. Daha sonra Allah Tealâ, Allah’ı bırakıp, birtakım putları -onlar hiçbir şeye malik olmayan ve düşünmeyen varlıklar olsalar da- kendilerine şefaatçiler edinen müşrikleri reddetmektedir.
Yine bu surede daha sonra Allah Tealâ, Hz. Peygamber (s.a.)’in ve ashabının ölümlerini haber vermekte ve ruhları görüp gözetenin kendisi olduğunu, bu ruhlardan bazısını ecelinde öldürdüğünü, bazısının ölümünü de başka bir ecele ertelediğini belirtmektedir.
Ardından, günaha düşenlere ümit kapısını açmakta ve onlara, tevbe ettikleri takdirde mağfiret edileceklerini vaad etmekte, peşisıra da Allah’a karşı yalan uyduran cehennemliklerin yüzlerinde kıyamet günü hüzün ve benzeri şeyler görüleceğini açıklamaktadır.
Bunu müteakiben kıyametin ahvali ve Sur’a iki kez üfleneceği açıklanmakta, bunlardan birincisinin canlıları öldürmek, ikincisinin de kabirlerden diriltmek için vuku bulacağı anlatılmakta, bundan sonra hak üzere hesap ve yargılama gelmekte ve her nefsin, işlediği şeyin karşılığını göreceği haber verilmektedir.
Nihayet sure, kıyamet günü insanların ikiye ayrılacağını bildirmektedir: Zümre zümre ve grup grup cehenneme sürülecek ve kıyametin dehşetini müşahede edecek olan kâfirler ve zümre zümre ve grup grup cennetlere sevkedilecek, melekler tarafından selâmlanacak, Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdetmeyi gerektiren sonsuz cennet nimetlerini müşahede edecek ve Arş’m etrafında dönerek Rabblerini hamd ile teşbih eden melekleri görecek olan müminler. [3]
Surenin Fazileti:
Nesâî, Hz. Aişe (r.a.)’den şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasulullah (s.a.) öyle uzun zaman oruç tutardı ki biz, "İftar etmek istemiyor" derdik. Öyle uzun zamanı da oruçsuz geçirirdi ki biz, "Oruç tutmak istemiyor." derdik. Hz. Peygamber (s.a.) her gece Beni İsrail (yani İsra) ve Zümer surelerini okurdu." zümer suresi hakkında bilgi, zümer suresi özeti, zumer suresi kurani kerimin kacinci suresidjr
ZÜMER SURESİ Hakkında Bilgi
zümer suresi ile ilgili bilgi
ZÜMER SURESİ
Surenin İsmi:
Bu surenin "Zümer: zümreler" diye adlandırılışının sebebi, Allah Te-alâ’nın, bu surenin sonunda 71, 72. ayetlerde kâfir ve şakî zümrelerden kendilerini zelil ve hakir kılıcı ifadelerle ve 73, 75. ayetlerde ebedî mutluluğu haketmiş mümin zümrelerden kadr-u kıymetlerini yükselterek ve ikramla bahsetmesidir.
Surenin Muhtevası:
Bu surenin konusu tevhid, Allah’ın varlığının ve birliğinin delilleri, vahiy ve Kur’an-ı Azim’dir.
Sure, Kur’an-ı Kerim’in Allah Tealâ’dan Rasulüne indirilişinin beyanı ile başlamakta, Hz. Peygamber (s.a.)’in, dini Allah’a has kılmakla emrolun-ması, Allah Tealâ’nın mahlukâta benzemekten tenzihi, müşriklerin, putları şefaatçi ilâhlar olarak görmesi ve onlara ibadeti, Allah’a ulaşmanın vesilesi sayması ve müşriklerin putlara tapmakla işledikleri cürüm zikredilmektedir.
Bunun ardından, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ardarda gelmesinde, güneş ile ayın Allah’ın hükmüne boyun eğdirilmesi, insanın birbirini izleyen çeşitli evrelerden geçirilerek yaratılması gibi hususlar, Allah Tealâ’nın birliğine birer delil olarak ikame edilmektedir. Daha sonra da müşriklerin tabiatı ortaya konmakta ve darlık halinde Allah’a sığınmakla birlikte genişlik halinde O’nu unutması, kınayıcı ve ayıplayıcı bir üslûpla ortaya konmaktadır. Ardından da tekrar Allah’ın varlığına ve birliğine delâlet eden hususlara dönülerek yağmurun yağdırılması, bitkilerin bitirilmesi gibi hususlar zikredilmektedir.
Bunun ardından müminlerle kâfirler arasında karşılaştırmalar yapılmaktadır. Bunlardan ilkinin
dünya ve ahirette mutlu olacağı, ikincisinin ise her iki dünyada da bahtsız olacağı ve azabı görünce yok olmayı temenni edeceği bildirilmektedir.
Daha sonra gelen ayetler Kur’an-ı Kerim’in azametini haykırmakta ve Allah’tan korkan müminlerin, o Kur’an’m ayetlerinden derilerinin ürperdiği ve Allah’ın zikri ile de derilerinin ve kalplerinin yumuşadığı dile getirilmektedir. Müşrikler ise onların tam aksine Allah’ın birliğini işittiklerinde kalpleri katılaşır. Nitekim Kur’an, bu tarz misalleri ihtiva etmektedir; umulur ki insanlar düşünürler.
İşte bu misallerden, bir tek ilâh’a kulluk edenlerle, duymayan ve cevap vermeyen çeşitli ilâhlara kulluk edenlerin farkı açıkça ortaya çıkmaktadır. Bunlar, bir tek efendiye ait bulunan köle ile, üzerinde hak iddia edilen birçok efendisi bulunan köle gibidir. Daha sonra Allah Tealâ, Allah’ı bırakıp, birtakım putları -onlar hiçbir şeye malik olmayan ve düşünmeyen varlıklar olsalar da- kendilerine şefaatçiler edinen müşrikleri reddetmektedir.
Yine bu surede daha sonra Allah Tealâ, Hz. Peygamber (s.a.)’in ve ashabının ölümlerini haber vermekte ve ruhları görüp gözetenin kendisi olduğunu, bu ruhlardan bazısını ecelinde öldürdüğünü, bazısının ölümünü de başka bir ecele ertelediğini belirtmektedir.
Ardından, günaha düşenlere ümit kapısını açmakta ve onlara, tevbe ettikleri takdirde mağfiret edileceklerini vaad etmekte, peşisıra da Allah’a karşı yalan uyduran cehennemliklerin yüzlerinde kıyamet günü hüzün ve benzeri şeyler görüleceğini açıklamaktadır.
Bunu müteakiben kıyametin ahvali ve Sur’a iki kez üfleneceği açıklanmakta, bunlardan birincisinin canlıları öldürmek, ikincisinin de kabirlerden diriltmek için vuku bulacağı anlatılmakta, bundan sonra hak üzere hesap ve yargılama gelmekte ve her nefsin, işlediği şeyin karşılığını göreceği haber verilmektedir.
Nihayet sure, kıyamet günü insanların ikiye ayrılacağını bildirmektedir: Zümre zümre ve grup grup cehenneme sürülecek ve kıyametin dehşetini müşahede edecek olan kâfirler ve zümre zümre ve grup grup cennetlere sevkedilecek, melekler tarafından selâmlanacak, Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdetmeyi gerektiren sonsuz cennet nimetlerini müşahede edecek ve Arş’m etrafında dönerek Rabblerini hamd ile teşbih eden melekleri görecek olan müminler. [3]
Surenin Fazileti:
Nesâî, Hz. Aişe (r.a.)’den şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasulullah (s.a.) öyle uzun zaman oruç tutardı ki biz, "İftar etmek istemiyor" derdik. Öyle uzun zamanı da oruçsuz geçirirdi ki biz, "Oruç tutmak istemiyor." derdik. Hz. Peygamber (s.a.) her gece Beni İsrail (yani İsra) ve Zümer surelerini okurdu."
zümer suresi hakkında bilgi, zümer suresi özeti, zumer suresi kurani kerimin kacinci suresidjr