Mushaftaki sıralamada elli ikinci, iniş sırasına göre yetmiş altıncı sûredir. Secde sûresinden sonra, Mülk sûresinden önce Mekke’de inmiştir.[1]
Adı İlk âyetinde geçen ve genellikle Sİna Dağı olarak anlaşılmış olan "Tûr" kelimesi sûreye ad olmuştur. [2]
Konusu
Yemin ifadeleriyle hesap gününün kaçınılmaz bir gerçek olduğuna vurgu yapılarak başlayan sûrede, inkarcıların âhİret hayatıyla yüz yüze gelince karşılaşacakları durum, ardından cennete lâyık görülecek takva ehlinin mükâfatlan tasvir edilmekte; Resûl-i Ekrem’in gerçek peygamber olduğunu kanıtlayan delillere yer verilerek (Kur’an’in benzerini kendilerinin de ortaya koyabilecekleri iddiasında bulunanlara bu hususta meydan okunmak ve onlara çarpıcı sorular yöneltilmek suretiyle) Resûlullah’a karşı ileri sürülen asılsız iddialar çürütülmektedir. [3]
Meali
Rahman ve rahîm olan Allah’ın adıyla… 1-8. Tura, açık sahifeler üzerine yazılı Kitaba, Beyt-i Ma’mûr’a, yükseltilmiş tavana, kaynayan denize andolsun ki, rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir; ona engel olabilecek yoktur! 9-10.0 gün gök öyle bir sallanıp çalkalanır, dağlar yerinden kopup öyle bir yürür ki! 11. İşte o gün vay haline yalan sayanların! 12. Onlar daldıkları bataklıkta oyalanıp duruyorlar. 13. O gün cehennem ateşine ite kaka götürülecekler. 14. (Onlara şöyle denecek:) "Yalan sayıp durduğunuz ateş işte bu! 15. Bu da mı sihir! Yoksa görmüyor musunuz! 16. Girin oraya! Artık sabretmişsiniz etmemişsiniz, sizin için fark etmez. Çünkü sadece yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz." 17-18. Allah’a saygısızlıktan sakınanlar ise, rablerinin kendilerine verdiği) le mutluluk bularak cennetlerde ve nimetler içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından da korumuş olacaktır. 19-20. (Onlara denecek ki:) "Yaptıklarınızın karşılığı olarak, sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yiyin için." Ayrıca onları güzel gözlü eşlerlerle evlendireceğiz. 21. İman eden, soylarından gelenlerin de aynı iman ile kendilerini izledikleri kimselerin yanlarına bu zürriyetlerini katacağız; bununla birlikte kendi amellerinden de bir şey eksiltmeyeceğiz. Herkes kendi yapıp ettiğinin hesabı karşılığında bir rehindir. 22. Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol veririz. 23. Orada karşılıklı kadeh alıp verirler, ama o içecek ne saçmalamaya yol açar ne de günah işlemeye. 24. Sedeflerinde saklı incilere benzeyen genç hizmetçileri etraflarında dönüp dururlar. 25. (Cennettekiler) birbirlerine dönüp sorarlar: 26. "Doğrusu biz, derler, daha önce yakınlarımız arasındayken için için bir korku taşımaktaydık (değil mi?) 27. Şimdi ise Allah bize lütfuyla muamele etti de bizi kavurucu azaptan korudu. 28. Elbette biz bundan önce yalnız O’na yalvanyorduk. Şüphesiz ihsanı bol ve çok merhametli olan da yalnız O’dur." [4]
Tefsiri
1-8. Yüce Allah alü şey üzerine kasem (yemin) ederek peygamberleri vasıtasıyla haber verdiği azabm mutlaka geleceğini ve onu engelleyebilecek hiçbir gücün bulunmadığını bildirmektedir. Üzerine yemin edilenlerle nelerin kastedildiği ve bunların yemin konusu ile bağlantısı hakkında değişik açıklamalar yapılmıştır.[5]
Müfessirlerin büyük çoğunluğu, 1. âyette geçen tûr kelimesini -Kur’an’daki kullanımlarını dikkate alarak- Hz. Musa’ya peygamberlik görevinin tebliğ edildiği kutlu dağ (Sina Dağı) anlamıyla açıklamışlardır. Bununla genel olarak dağların kastedildiği kanaatini taşıyanlar da vardır tur suresi konusu, tur suresi ne anlatıyor, Tur suresi
TÛR SURESİ Hakkında Bilgi
Tur süresi ile ilgili bilgiler
TUR SÛRESİ
52
İndiği Yer : Mekke
iniş Sırası :76
Âyetsayısı :49
Nüzulü
Mushaftaki sıralamada elli ikinci, iniş sırasına göre yetmiş altıncı sûredir. Secde sûresinden sonra, Mülk sûresinden önce Mekke’de inmiştir.[1]
Adı
İlk âyetinde geçen ve genellikle Sİna Dağı olarak anlaşılmış olan "Tûr" kelimesi sûreye ad olmuştur. [2]
Konusu
Yemin ifadeleriyle hesap gününün kaçınılmaz bir gerçek olduğuna vurgu yapılarak başlayan sûrede, inkarcıların âhİret hayatıyla yüz yüze gelince karşılaşacakları durum, ardından cennete lâyık görülecek takva ehlinin mükâfatlan tasvir edilmekte; Resûl-i Ekrem’in gerçek peygamber olduğunu kanıtlayan delillere yer verilerek (Kur’an’in benzerini kendilerinin de ortaya koyabilecekleri iddiasında bulunanlara bu hususta meydan okunmak ve onlara çarpıcı sorular yöneltilmek suretiyle) Resûlullah’a karşı ileri sürülen asılsız iddialar çürütülmektedir. [3]
Meali
Rahman ve rahîm olan Allah’ın adıyla… 1-8. Tura, açık sahifeler üzerine yazılı Kitaba, Beyt-i Ma’mûr’a, yükseltilmiş tavana, kaynayan denize andolsun ki, rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir; ona engel olabilecek yoktur! 9-10.0 gün gök öyle bir sallanıp çalkalanır, dağlar yerinden kopup öyle bir yürür ki! 11. İşte o gün vay haline yalan sayanların! 12. Onlar daldıkları bataklıkta oyalanıp duruyorlar. 13. O gün cehennem ateşine ite kaka götürülecekler. 14. (Onlara şöyle denecek:) "Yalan sayıp durduğunuz ateş işte bu! 15. Bu da mı sihir! Yoksa görmüyor musunuz! 16. Girin oraya! Artık sabretmişsiniz etmemişsiniz, sizin için fark etmez. Çünkü sadece yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz." 17-18. Allah’a saygısızlıktan sakınanlar ise, rablerinin kendilerine verdiği) le mutluluk bularak cennetlerde ve nimetler içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından da korumuş olacaktır. 19-20. (Onlara denecek ki:) "Yaptıklarınızın karşılığı olarak, sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yiyin için." Ayrıca onları güzel gözlü eşlerlerle evlendireceğiz. 21. İman eden, soylarından gelenlerin de aynı iman ile kendilerini izledikleri kimselerin yanlarına bu zürriyetlerini katacağız; bununla birlikte kendi amellerinden de bir şey eksiltmeyeceğiz. Herkes kendi yapıp ettiğinin hesabı karşılığında bir rehindir. 22. Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol veririz. 23. Orada karşılıklı kadeh alıp verirler, ama o içecek ne saçmalamaya yol açar ne de günah işlemeye. 24. Sedeflerinde saklı incilere benzeyen genç hizmetçileri etraflarında dönüp dururlar. 25. (Cennettekiler) birbirlerine dönüp sorarlar: 26. "Doğrusu biz, derler, daha önce yakınlarımız arasındayken için için bir korku taşımaktaydık (değil mi?) 27. Şimdi ise Allah bize lütfuyla muamele etti de bizi kavurucu azaptan korudu. 28. Elbette biz bundan önce yalnız O’na yalvanyorduk. Şüphesiz ihsanı bol ve çok merhametli olan da yalnız O’dur." [4]
Tefsiri
1-8. Yüce Allah alü şey üzerine kasem (yemin) ederek peygamberleri vasıtasıyla haber verdiği azabm mutlaka geleceğini ve onu engelleyebilecek hiçbir gücün bulunmadığını bildirmektedir. Üzerine yemin edilenlerle nelerin kastedildiği ve bunların yemin konusu ile bağlantısı hakkında değişik açıklamalar yapılmıştır.[5]
Müfessirlerin büyük çoğunluğu, 1. âyette geçen tûr kelimesini -Kur’an’daki kullanımlarını dikkate alarak- Hz. Musa’ya peygamberlik görevinin tebliğ edildiği kutlu dağ (Sina Dağı) anlamıyla açıklamışlardır. Bununla genel olarak dağların kastedildiği kanaatini taşıyanlar da vardır
tur suresi konusu, tur suresi ne anlatıyor, Tur suresi