Bunun için de Hz. Peygamber, “Yahudi ve Hıristiyanlar (saç ve sakallarını) boyamaz. Onlara muhalefet ediniz (de boyatınız).” buyurmuştur. (Müslim, “Libas”80) Ancak burada bir emirden ziyade ruhsat ve müsaade söz konusudur. Bu hadislerin ışığında İslâm bilginleri saçın siyah dışındaki renklerle boyanmasını, kına ile saç renginin değiştirilmesini kural olarak caiz görürler.
acizane düşüncem yanlışsam düzeltin.
siprey saç boyalarının tabaka oluşturduğu hakkında bilgiler duymuşdum
Sonuç nedir..??
ayrıca en kısa cevabı aşağıda vermiş arkadaşımız..
ve tekrar eder ve savunurum ki müslüman bir bayana da erkeğe de keyfe keder gösteriş asla yakışmaz. boyamak yerine temiz tutması taraması bakımına dikat etmesi en güzel süstür..
bir bayanın eşine karşı süslenmesi elbette caizdir. buna itiraz etmedim ben etmem de..
sadece
Alıntı
sonlara doğru cümlede bir aksaklık sezdim ve sordum. bir problem yok sanırım hakkınızı helal ediniz.
Alıntı
bakımı isteyen erkekse o da okuyup bilgilenecek elbet..isteklerinin islamiyete uygunluğunu ölçüp tartacak ondan sonra hanımından isteyecek.
bu yüzden burdaki konular cinsiyet ayrımı yapmadan genele hitap ediyor ki herkes payına düşeni anlasın inş.
selam ve dua ile
bilgilenmek sizinde hakkınz
selam ve dua ile…
Bunun için hayati ve zaruri bir maslahat yoksa, vücutta bulunan mevcut durumu deGistirme yoluna gitmemek lazimdir. Bir zaruret yokken insan bedeni üzerinde yapilan deGisiklikleri siddetle yasaklayan Peygamberimiz (a.s.m.), “basina ilave saç takana, cildine dövme yapana ve yaptirana, güzellestirmek maksadiyla disini inceltip seyreklestirene, kas ve kirpiklerini yolan kadinlara,” Allah’in yarattiklarini deGistirdikleri için ilahi rahmetten uzak kalmis olacaklarini bildirmis Ve ikazda bulunmustur.
Fikih alimleri bu hadisten hareket ederek yüzünde sakal ve biyik biten kadinin onlari gidermesinin caiz olacaGini; ancak kaslari inceltmenin, tabii seklinden çikarmanin, kirpikleri düzeltmenin veya takma kirpik kullanmanin caiz olmadiGini belirtirler. Çünkü dis, kas ve kirpik birer aza mesabesindedir. Aslinda olmayip sonradan biten yüzdeki killar ise bu sinifa girmediGinden, kadinin bunlari gidermesinde bir mahzur görülmemektedir.
Ayni sekilde insan saçindan yapilmis olan peruk takmak da sünnette yasaklanan seyler arasinda bulunmaktadir. Ancak kadinlarin hayvan tüy ve kilindan, bitkiden veya suni malzemelerden bir sey eklemelerinin, bunlardan yapilmis peruGu kullanmanin caiz olabileceGi kaynaklarda belirtilir.
Fakat, kadinin basina taktiGi bu çesit seyleri ancak kocasi ve kendisine nikahi düsmeyen yakin erkek akrabalari yaninda takabilir. Onun disinda yabancilarin içinde hangi maddeden yapilmis olursa olsun peruk kullanmasi caiz olmaz.
Kadinin saçini kesip kesmeyeceGi hususunda da, yapilan isin ve tasinan niyetin mahiyetine göre hüküm farklilik arz eder. Saç kadinin süsü ve tabii ziynetidir. Kadini erkekten ayiran mühim bir unsurdur. Bu itibarla kadin saçiyla bir bütünlük meydana getirir. Bundan dolayi saçini mazeretsiz olarak kesip kisaltan kadin erkeGe benzemis olur. Nitekim, gerek kilik kiyafeti, gerekse tavir, hareket ve yasayisiyla erkeGe benzeyen kadinlari veya kadina benzemek için özenen erkekleri Peygamber Efendimiz (a.s.m.) iyi karsilamamis, bir hadislerinde söyle buyurmuslardir:
“Allah, kadinlardan erkeGe benzemeye özenenleri ve erkeklerden de kadinlara benzemeye çalisanlari rahmetinden uzak kilsin.”
Ancak bir özürden veya hastaliktan dolayi saçini kesen ve kisaltanin durumu elbette ki deGi——. Bakiminda, kurutmasinda zorluk çeker, erkeGe benzeme gibi bir niyet tasimazsa, kadinin kulak yumusaGina kadar saçini kisaltmasinda bir mahzur yoktur.
Zaten tesettür icabi, kadinin saçini kocasindan, baba ve kardesi gibi yakin akrabalarindan baskasi görmemektedir. Böylece baskalarina saçini göstermekten doGan mahzur da ortadan kalkmis olur. Saç ve sakal boyamasina gelince; simdi olduGu gibi, Peygamberimizin zamaninda Yahudi ve Hiristiyan ihtiyarlari beyazlasan saç ve sakallarini boyamazlardi. Bunu hos karsilamayan Peygamber Efendimiz, “süphesiz, Yahudi ve Hiristiyanlar saç boyamazlar. Siz onlara muhalefet ediniz” buyurmustur.
Saç ve sakali boyamanin sünnet olan sekli, kina ve kirmizi siyah karisimi (çivit otu gibi) nebati boyalarla boyamaktir. Peygamberimizin bu husustaki sözleri emir deGil, tesvik ve tavsiye seklinde telakki edilmisti. Pek çok Islam ulemasina göre saçi siyaha boyamak mekruh görülmüstür. Bu meselede kadinlar için bir sinirlama yoktur. Onlara her türlü süslenme mesrudur.
1. Nesei, Zinet: 22,73; Müslim, Libas: 119-120;
2. el-Feteva’l-Hindiyye, 5: 358.
3. Ebû Davud, Libas: 31.
4. el-Feteva’l-Hindiyye, 5: 358.
5. Müslim, Libas: 80.
6. Ayni. Umdetü’l-Kari, 22: 50-51.
1. Melânin: Kahverengi olup, küçük tanecikler halindedir.
2. Karoten: Sarı renkte olup, bu pigment bitkilerde de bulunur. Tereyağına ve havuca bu pigment renk verir.
3. Hemoglobin: Kanın kırmızı rengini bu pigment sağlar.
Pigment, güneşin ışınlarını emer. Derideki melânin de özel hücreler yapar. Bu hücrelere “melânosit” denir. Melâninin açık veya koyu renkli olmasında oksitlenmenin büyük etkisi vardır. pigmentin tanecikleri az oksitlenirse renkleri açık olur, oksitlenme çoğalınca renkleri koyu kahverengiye kadar varır. Saçlarda, tüylerde pigment oluşmasının esasları da derideki gibidir. Saç telleri dibindeki melânositler kalıtıma göre saça renk verirler. Saçlardaki renk farkları taneciklerin yayılışına, oksitlenme derecesine bağlıdır. Açık renk kızıl saçlarda melâninden başka bir demir pigment daha bulunur.
Saçların rengini koruyabilmesi için, saçların bulunduğu deri tabakası gerektiği gibi beslenmelidir. Beslenme iyi olmazsa, özellikle “B” vitamini, bakır eksikliği olursa, saçlarda beyazlaşma görülür. Besin iyi ayarlanırsa, saçların yeniden normal rengini aldığı olur.
Diğer yandan yaşlılıkla ilgili saç ağarmalarının besinle ilgisi yoktur; vitamin tedavisiyle ve besinle saçlar normal rengine girmez. Çünkü yaşlılıktaki ağarma melânin hücrelerinin artık işini göremez hale gelmesinden olur. Kimi zaman ruhi sıkıntı sonunda saçların birdenbire ağardığı görülmüşse de, bunun nedeni bilimce kesin olarak açıklanamamıştır. Ancak bu gibi sarsıntıların bezlerin işleyişini etkilediğinde şüphe yoktur.
Saçının rengi açık olan veya saçı ağaran kimsenin bunu boyatmasının Islâm’a göre hükmünü şu şekilde belirlemek mümkündür. İslam’ın çıkışından önce yahudi ve hıristiyanlar güzel görünme ve süslenmenin ALLAH’a kullukla bağdaşmayacağını düşünerek, saçı boyayıp rengini değiştirmekten kaçınırlardı. Hz. Peygamber, ashabına bağımsız bir kişilik kazandırmak için saçı ve sakalı kına veya başka bir boya maddesi ile boyayabileceklerini bildirdi. Ebû Hüreyre (r.a)’tan nakledilen bir hadiste şöyle buyurulur: “Yahudi ve Hıristiyanlar (saçlarını) boyamaz. Siz onların aksini yapınız: yani saçlarınızı boyayınız” (Buhârî, Enbiyâ, 50; Libas, 67; Müslim, Libas, 80; Ebû Dâvud, Tereccül, 18; Nesâî, Zîne, 14). Ancak hadisteki emir bağlayıcı olmayıp mendupluk bildirir. Nitekim uygulamada Hz. Ebû Bekir, Ömer, Ali, Ka’b ve Enes (r.anhüm) gibi bazı sahabeler saçlarını boyamamıştır.
Diğer yandan kullanılacak boyada siyah renk tercih edilmemelidir. Çünkü saç boyası genellikle yaşlı erkeklerin beyazlaşan saçları için söz konusu olur. Siyah renk yaşlı kimseyi, olduğundan çok genç gösterir. Bu durum kınalama veya boyayı amacından saptırabilir. Nitekim Mekke’nin fethi günü Hz. Ebû Bekr’in yaşlı babası Ebû Kuhâfe’nin saçlarının ağaç çiçekleri gibi beyazlaştığını gören Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Bu beyaz saçı değiştiriniz ve siyahtan sakınınız” (bk. Ebû Dâvud, Tereccül, 18; Nesâî, Zîne, 15; Ahmed b. Hanbel, I,165, 356, II, 261, 499, III,160, 322). Ancak saçı beyazlaşan kimse genç olursa, onun siyaha boyamasında bir sakınca görülmemiştir. Nitekim Sa’d b. Ebî Vakkas, Ukbe b. Âmir, Hasan, Hüseyin ve Cerîr gibi sahabelerin bu rengi tercih ettikleri nakledilmiştir (Yusuf el-Kardâvî, el-Halâl vel-Harâm fil-Islâm, Terc. Mustafa Varlı, Ankara 1970, s. 102, 103).
Boya malzemesi olarak ALLAH elçisi kınayı tavsiye etmiştir: “Saçın beyazlığını değiştirmek için kullandığınız şeylerin en iyisi kına ve keten bitkisidir” (Ebû Dâvud, Tereccül, 18; Tirmizî, Libâs, 20; Nesâî, Zîne, 16; Ibn Mâce, Libâs, 32; Ahmed b. Hanbel, V, 147, 150, 154). Hz. Enes b. Mâlik, Hz. Ebû Bekr’in saçlarını kına ve ketenle, Hz. Ömer’in ise yalnız saf kına ile boyadığını nakletmiştir (el-Kardâvî, a.g.e., s. 103).
Sonuç olarak erkek veya kadının beyazlaşan saçlarını sarı veya kızıl renge boyamaları müstehap görülmüş; siyaha boyamaları ise, sağlam görüşe göre, caiz görülmemiştir. Ancak genç kimsenin siyah boya kullanmasında da bir sakınca yoktur. Diğer yandan boya malzemesi olarak kına ve vesîme denilen, boya sanayinde kullanılan bir bitkinin tercih edilmesi tavsiye edilmiştir (Ibn Âbidîn, Reddül-Muhtâr, Terc. Ahmed Davudoğlu, Istanbul 1982-1988, XV, 378, XVII, 314).
El, ayak veya başa sürülen kınanın katıolan malzemesi temizlendikten sonra deri veya saçlarda bıraktığı renk, suyun deriye nüfûzuna engel değildir. Bu yüzden abdest veya gusle mani olmaz.
(Ibn Âbidin, a.g.e., I, 224)
Helaller ve Haramlar isimli kitabınızı okudum. Bir okuyucu olarak teşekkür ediyorum. Bir şey sormak istiyorum. Kitap okurken dikkatimi çekti. Kitabın bir yerinde saç ve sakal boyatmanın peygamberimiz tarafından tavsiye edildiğini (o zamanki gayri müslimlere benzememek için) söylemişsiniz. Ondan önceki başlıkta ise peruk takmanın Allah’ın vermiş veya takdir etmiş olduğu şekli değiştirmek sebebiyle yasaklandığını söylüyorsunuz.
1- Bu ikisi çelişmiyor mu? Zira saç veya sakal boyatmak da aynı şekilde değerlendirilemez mi? Yani asıl boyatmakla bir insan genç görünerek yanıltıcı pozisyona düşüyor ve Allah’ın takdir etmiş olduğu şekli değiştiriyor.
2- O zamanlar gayri müslimler boyatmazlarmış, pekala şimdi tam tersi yani biz müslümanlar boyatmıyoruz, onlar boyatıyor. Dolayısıyla bu tavsiye geçerliliğini koruyor mu?
3- Hz. Ömer’in boyattığını söylüyorsunuz. Ben Hz. Ömer’in bir anısını hatırlıyorum. Şöyle ki: Hz. Ömer her gün ölümü hatırlatması için bir kişi tutmuş kendisine ve ona maişetini veriyormuş, ta ki sakalına bir beyaz düşmesine kadar. Beyaz kıl bitince sakalında o kişiyi emekliye ayırmış ve “artık bana ölümü hatırlatacak bir sebep var” şeklinde bir açıklaması olmuş. Şunu söylemek istiyorum. Böyle bir insan sakalını ve saçını boyatır mı?
Hocam ayrıca size şunu söylemek istiyorum. İster “siz kim oluyorsunuz” deyin, ister dua edin. Biz okurlarınız (sadece sizin değil tabi siz ve sizin gibi ilim adamlarının) sizin yazdıklarınızdan çok hal tavır ve konuşmalarınızdaki usul ve adaptan etkileniriz. Kitabınızı okurken ashab-ı kiram gibi ve de özellikle cennetle müjdelenmiş kişilerin isimlerini yazarken “Ömer”, “Ebu Bekir” gibi basit bir insanın ismini yazar gibi üslup kullanmışsınız. Açıkçası bu beni rahatsız etti. Buna dikkat etmenizle biz okurlarınızı sevindireceğiniz gibi o kişilerin şefaatini de kazanırsınız inşaAllah.
Cevap:
Bu konular adı geçen kitabımın (İz Yayını, İst. 2000 baskısı) 53. sayfasında yer almaktadır.
1. Bu ikisi arasında çelişki yok; çünkü yaşlı insanların yaşlı oldukları başka yerlerinden bellidir, sakal boyamakla gençleşemez, genç görünemezler. Ama saçına -sentetik nesnelerden yapılmış peruk değil- bir başka kadının saçını ekleyen kadın, kendi saçını gizlemiş, bir başkasının saçı ile görünmüş olur. Ayrıca yaşlı müslümanlara boyama tavsiyesinin bir gerekçesi var: Müşrik ihtiyarlara benzememek, peruğun böyle bir gerekçesi yok. Peruk kelimesi de yanıltıcı olabilir; hadiste geçen yasak “bir başka kadının saçını eklemekle” ilgilidir; bu sebeple fıkıhçılar hayvan kılı, kumaş vb. den yapılan eklemeleri caiz görmüşlerdir; çünkü bunların da saçtan olmadığı belli olur.
2. Gerekçesi açık ve kesin olarak bilinen emirler, gerekçe ortadan kalkınca emir olmaktan çıkar.
3. Hz. Ömer, Resûl-i Ekrem’e (s.a.) muhabbet ve itaatta önde gelen ashâbdandır. Bu sebeple boyama emrine uymuştur. Saç sakal ağardıktan sonra onu boyamanız, yaşlı olduğunuzu, ölümün yaklaştığını unutmanıza sebep olmaz, aslı beyazlamış olan boyalı saç ve sakalınıza bakarak da bunu hatırlarsınız.
4. “Siz kim oluyorsunuz” demem, doğru bildiklerinizi uygun bir dil ile herkese söylemelisiniz. Kitabımda bu konuyu açıkladığım yerde ashâbın adlarını andığım zaman (r. anhum) demişim. Sizdeki nüshada (baskıda) yok mu?
Elbette Peygamberimiz (s.a.), ashab ve büyüklerimizin adlarını senli benli söylememeli, saygı ifadeleri kullanmalı, edebe riayet etmeliyiz. Bazen edebe riayet ile estetik, okuma ve konuşma kolaylığı çelişiyor, mesela yan yana birkaç ashabın adını sıralamanız gerektiğinde her isimden sonra bir “radıyallau anh” demek şık düşmeyebiliyor. O zaman yazıda yoksa da yazan ve okuyan bunu söylemelidir.
KARAMAN
evet gulesevdalininda soyledigi gibi olumu unutmamali bu konuyla ilgili Hz. Omerdende bir kissa vardi sanirim hergun adamin birine gunluk olum var ya omer demesi uzerine maddi degeri olan bisi veriyormus bir gun adama gelme demis neden diye sorunca Hz omer sakalima akdustu artik aynaya baktiginda gorebiliyorum demis ….
Alıntı
karşı olan boyamaz ama dini hükmü neyse o şekilde kabul ederiz.
bende boyamam
Alıntı
siyah renk hakkında bir yasak var. yoksa güsle mani olduğu için değil.
aklima su takildi:
sac boyamak haram değil fakat estetik ameliyat haram.
sac boyaya insan sonuc olarak Allah in yarattigina sirf sadece gorsel manada bir degisiklik için kendi mudahale etmiyor mu? ediyor.estetik ameliyatta ayni sekilde gorsel manada bir mudahale.
aciklayabilir misiniz?
Alıntı
aklima su takildi:
sac boyamak haram değil fakat estetik ameliyat haram.
sac boyaya insan sonuc olarak Allah in yarattigina sirf sadece gorsel manada bir degisiklik için kendi mudahale etmiyor mu? ediyor.estetik ameliyatta ayni sekilde gorsel manada bir mudahale.
aciklayabilir misiniz?
ve aleykumusselam.
Saç boyama sınırlı olsada caizdir.
Estetik ameliyatlar ise bedende değişiklik yapmaktır, boyama ile kıyaslanamaz.
Estetik ameliyat bazı durumlarda caizdir. örneğin; görünüşte fıtrata aykırı bir hal var ise caizdir.. burnunu kaybedenin kendine burun yaptırması gibi
Alıntı
Saç boyama sınırlı olsada caizdir.
Estetik ameliyatlar ise bedende değişiklik yapmaktır, boyama ile kıyaslanamaz.
Estetik ameliyat bazı durumlarda caizdir. örneğin; görünüşte fıtrata aykırı bir hal var ise caizdir.. burnunu kaybedenin kendine burun yaptırması gibi
caiz olup olmamasi konusunu biliyorum.sac bedenin bir parcasi değil midir? ortada bir ihtiyac var midir? saglik vs?
olaya su acidanda bakarsak;
sacin boyanmasi musriklere benzememek için.e bu zamanda musrikler sacta boyuyor.biz onlara benzemis oluyoruz.o zaman biz onlara benzememek için bu sefer boyamamaliyiz.
eskiden musriklere benzememek için onlarin yaptigini biz yapmiyorduk,simdi ise musriklerin giyim tarzi davranislari aliskanliklari Müslümanlarla ortak olabiliyor. bu gunah değil mi? madem gunah olmayacak birseyse daha onceden niye sorun oldu? madem gunah, niye su an musriklerin yaptigi seyleri bizde yapabiliyoruz?
ornek olarak takim elbise giyen, pantalon giyen, vs sacini muslumanin ki gibi yapan musrikler (ornekler daha bir suru yazilabilir)
soruyu biraz degistirirsek;
eger tam tersi olsaydi musrikler eskiden sac boyuyor olsaydi peygamberimiz tam tersini soyleseydi biz şuan gunah isliyor mu olacaktik?
muslumanligi yasamak musrigin yaptigini yapmamaksa, musrigin her yaptiginin bize benzeyip benzemedigini takip edip sürekli bizim kacmamamiz mi lazim?aksi halde onlara benzeyip gunaha mi girmis olacagiz?
Alıntı
Kardeşim,
İllet, müşriklere benzememe olsaydı bu dediğin doğru olurdu ama illet bu değildir.
Allah’a emanet ol.
Alıntı
İslami sitelerde sallanılmaz:) fıkıhtaki hükmü ne ise onu yazarız.
Hayretti Karaman’a göre: Kına kırmızısı ve kırmızı-siyah karışımı nebâti boyalarla boyamak ittifakla caizdir. Kadınların, saçlarını siyaha boyamaları umumiyetle caiz görülmüştür. (İbn Hacer, Fethu’l Bari, 12/473-477)
Peygamberimizin (s.a.v.) zamanında Yahudi ve Hıristiyanlar ağaran saç ve sakallarını boyamıyorlardı. Peygamberimiz onlara benzememeleri için Sahabeyi boyamaya teşvik etti. Mesela, saçlarına kına yakmış bir adam gelmişti. Hz. Peygamber (sas): “Bu ne güzel!” buyurup takdir etti. Az sonra kına ve ketem ile boyanmış biri geldi. “Bu evvelkinden de güzel!” buyurdu. Sonra saçlarını sarıya boyamış biri daha gelmişti ki: “Bu öbürlerinden de güzel!” buyurdu. (Ebu Davud, Tereccül 19; İbnu Mace, Libas 34)
Erkeklerin saçlarını siyah renge boyamaları tartışmalı olsa da kadınlar için siyah renk caiz görülmüştür. Kına kırmızısı ve kırmızı-siyah karışımı nebâti boyalarla boyamak her iki cins için de ittifakla caizdir.
Sakal ve saç boyama meselesi Peygamber Efendimiz tarafından teşvik edilmiş olup, bir emir değildir. Onun için de kimi sahabi boyarken, kimileri de boyamamışlardır. (Ebu Davud, Libas 18, Tereccül 19; Nesai, Zinet 17; Buhari, Libas 66, Menakıb 23; Müslim, Fedail 100-105)
Günümüzde kadınların tırnaklarını uzatıp oje ve benzeri boyaları sürmelerinin iki sakıncası vardır: Biri, tırnakları uzatmak kesinlikle mekruhtur. Diğeri, tırnak üzerinde bir tabaka oluşturup abdest ve gusülde suyun deriye nüfuz etmesini engellediğinden kadının bu durumda aldığı abdest ve yaptığı gusül sahih olmaz. O halde kadınlara bu hususta tavsiye edilen şudur: Kadın annedir ve ev hanımıdır. O ancak kocasına şirin ve çekici görünmesi için süslenir. Tırnaklarını boyamaz, çünkü yemek pişirir, çamaşır yıkar, abdest alır ve gusleder. Yüzünü belirtilen amaçla yani kocası için süsler ve temizliğe azamî derecede riâyet ederse, sevap kazanır. Erkeğin de aynı temizlik ve çekicilik içinde hazırlanması da bu anlamda sünnettir. (Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Celal Yıldırım, Cilt 4 s. 209-210.)
Ayrıca kadınların saçlarını kendilerine nikah düşen erkeklere göstermesi haramdır. Güzel görünmesi için boyanıp süslemesi bu günahı daha çoğaltır. Müslüman bir hanım efendi, boy abdesti almak ve namaz için abdest alması gerektiğinden boyanın suyu geçirmeyecek derecede olması, dolayısıyla boy abdestinin ve namaz abdestinin olmaması anlamına gelebilir. Vücut yıkanırken iğne ucu kadar bir yerin kuru kalmamasına dikkat edilecek, kulaklar ve göbek oyuğu yıkanacak.
Su saçların, sakalların, kaşlann ve bıyıkların, aralarına ve altlarındaki deriye kadar geçecektir. Bunlar sık olsa bile, suyun ulaşması sağlanacaktır. Bunların araları ve dipleri kuru kalırsa, gusül tamamlanmış olmaz. Ancak kadınların başlarından aşağıya sarkmış olan saçlarının yıkanması şart değildir. Önemli olan bunların diplerine suyun geçmesidir. Ancak tabaka oluşturan boyalar deriye de etki edeceğinden, suyun saçların dibine ulaşmasına engel olacağından buna dikkat çekmek gerekir.
Erkeklerde bir zorunluk bulunmadığı için, böyle sarkmış olan saçlarının her tarafını yıkamak gerekir. Öyleyse yalnız kocasına güzel görünmenin dışında süslenmeleri doğru değildir. Kocası için süslenmiş ve boyanmış sa su geçirmeyen cinsten boyaların mutlaka temizlenip ondan sonra abdest alınması gerekir.
Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet
saça hint kınası yakmak günahmı, sac boyatmak günahmi, sac boyamak günahmi
Saç boyama meselesi
eğer bu soru daha önce sorulduysa acemiliğime verin lütfen:) saç boyamak günah mı? bazı din adamları günah değil diyor,bazıları günah diyor,onu bırakın bulunduğum yerde cami imamlarının eşleri var saçlarını boyayan yorumlarınız için şimdiden teşekkürler
Cevap: Saç boyama meselesi