Kısaca Nisa Suresi Hakkında Bilgiler
Sure bütününde maksat beş temel emniyeti korumaktır .
1.Can emniyeti
2. Akıl emniyeti
3. Din emniyeti
4. Nesil emniyeti
5. Mal emniyeti
Surenin ana konusu adalet ve hukuktur . Hukukun temelinin "
insanlık" ortak paydası ve sorumluluk ahlakı olduğunu vurgulayan bir ayetle başlar. Bu ayetin muhattapları Allah’a karşı sorumlu davranmayı çağırırken , hem insanlığın hem de merhametin ortak sembolü olan "rahim bağıan " dikakt çeker. Sonra aile hukuku çercevesinde yetimler hakkını gözetmeyi emreden ayetler gelir
Sözün Özü : Nisa suresi her fırsatta ahlak ve akide arasındaki kopmaz bağa dikkat çeker. Haksız kzanç yemenin çirkinliği ve müslümanlar arasında muhabbetin gerekliliği vurgulanır . Sure miras hukukuna dair Kelale ayeti ile son bulur .
Soru : Miras üzerinde Kuran’ın böylesine titizlenmesinin hikmeti nedir ?
cevap : Emeğe saygı ve insanoğluna verilen ilahi bir emanet olan malı emanetçisiz bırakmamaktır . Zira sahipsiz kalan bir emanet , ihanete davetiye çıkartır.
Selamun aleyküm bilgiler için sagolun Allahim razı olsun
nisa suresi hakkında bilgi, nisa suresi hakkinda bilgi, nisa suresinin konusu
Nisa Suresi Hakkında Bilgi
nisa suresi ile ilgili bilgi
NİSA SURESİ
(Kur’an-ı Kerim’in 4. suresi olup Medine’de inmiştir.)
Buharî Hz. Aişe’den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Nisa suresi, şüphesiz ben, Resulullah (s.a.)’ın yanında iken nazil olmuştur."
Hz. Aişe’nin Resulullah (s.a.) ile birlikte evlilik hayatı hicretin birinci yılı Şevval ayında başlamıştır.
Adı:
Bu sureye "Büyük Nisa Suresi" adı verilmiştir. Buna sebep ise bu surede kadınlar ile ilgili hükümlerin çokluğudur. Buna karşılık Talâk suresine ise "Kısa Nisa Suresi" adı verilmiştir.
Sürenin konusu, içeriği, Muhtevası:
Bu sure küçük aile ile ilgili hükümlerden söz ettiği gibi, büyük aile olan İslâm toplumu ve bu toplumun insanlık toplumu ile ilgili hükümlerine dair açıklamalar da ihtiva etmektedir. Göz kamaştırıcı bir şekilde bütün insanların tek bir candan var olduklarını açıklamak suretiyle insanlığın asıl menşeinin birliğini açıklamakta ve kişinin kendisi hakkında, başkası hakkında, gizli ve açık durumlarda Allah’tan korkmasını emretmek suretiyle genel toplumsal ilişkileri gözetim altında tutmaktadır.
Sure uzun uzadıya kız çocuklar ve hanım olarak kadına dair hükümleri söz konusu ettiği gibi, bunların malî sorumluluğu bakımından -kocası dahi olsa- erkekten bağımsız ve mükemmel bir ehliyete sahip olduğunu açıklamaktadır. Aile içerisinde mehir, nafaka, güzel geçim gibi evlilik haklarından, babasının yahut kocasının terekesinden hak ettiği mirastan söz etmektedir. Evliliğe dair hükümleri, evlilik ilişkilerine dair kutsamaları, mahremiyet ve sıhrî akrabalık bağını, eşler arasındaki anlaşmazlıkları çözüme bağlama keyfiyetini, nikâh akdi ile ilgili ısrarı açıklamaktadır. Ayrıca erkeğin aile reisi olmasının se-bebinir bunun müstebitçe bir yetki olmayıp bir yük olduğunu ve bu küçük kurumun işlerinin yürütülmesi için bir yükümlülük, bir sorumluluk olduğunu açıklamaktadır.
Daha sonra toplumsal bağların ölçüsünü, onların karşılıklı öğütleşme, dayanışma, merhamet, yardımlaşma esasları üzerinde -ümmet binasının güçlendirilmesi için- kurulduğunu beyan etmektedir.
Bu toplumun sair toplumlarla, sair cemaat yahut devletlerle eşit bir şekilde ilişki türlerini mükemmel bir şekilde ortaya koymaktadır. Devletler arası ahlâk ve ilişkileri, savaş ve barışa dair bir takım hükümleri belirlemektedir. Kitap Ehli’ne karşı delil getirip onlarla tartışmanın bazı yönlerini ve buna bağlı olarak münafıklar etrafında odaklaştınlan bir takım hamleleri gözler önüne sermektedir. Bütün bunlar İslâm ülkesinde faziletli bir toplumu ortaya koymak, onu akide sapıklığından arındırıp arı duru, aklın kavrayabildiği tevhid akidesinden, aklî ikna ve ruhî huzur alanından alabildiğine uzak ve karmaşık Hristiyanî teslis düşüncesine doğru sapmaktan kurtarmak içindir. Nitekim bu teslis akidesi ile ilgili olarak Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Artık (Allah) üçtür, demeyin. Bundan sakının. Hakkınızda hayırlı olur. Allah ancak tek bir ilâhtır." (Nisa, 4/171).
Sürenin Fazileti:
Hâkim Müstedrek’inde Abdurrahman b. Abdullah b. Mes’ud’dan şöyle dediğini nakletmektedir: Nisa suresinde beş ayet-i kerime vardır ki onları dünyaya ve dünyadaki her şeye değişmem. Bunlar, "Şüphesiz Allah zerre ağırlığı kadar zulmetmez." (Nisa, 4/40); "Eğer nehyolunduğunuz büyük günahlardan kaçınırsanız…" (Nisa, 4/31); "Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz ondan başkasının dilediği kimselere mağfiret eder." (Nisa, 4/48 ile 116); "Eğer onlar nefislerine zulmettikleri vakit sana gelip de Allah’tan mağfiret dile-selerdi…" (Nisa, 4/64) ayetleridir. Daha sonra da Hâkim der ki: "Eğer Abdurrahman babasından (Abdullah b. Mes’ud) hadis dinlemiş ise, bu isnadı sahih bir rivayettir." Ancak bu hususta farklı görüşler vardır. Abdürrezzak ve İbni Cerir et-Taberî’nin İbni Mes’ud’dan buna yakın ifadeler ile naklettikleri de bunu desteklemektedir.