Alıntı
Süleyman as’ın emrinde cinnler vardıAllah onlara insanlara vermediği birçok üstün özellik vermiştirzaten cinn kelimesinin aşırı hızlı olmakla bir alakası da vardıdolayısı ile bir insan olan Süleyman as’ın yapmadığı bir şeyibir cinnin yapabilmiş olmasını
Yani İnsanlarada üstün özelik verilebir misal Hz Süleymanın emrine rüzgarın verilmesi…Burda cinlerin kermatei açıktır…Kuranda geçen bu ayet açıktır… oku görürsünüz..O tahtı getiren cinnin çok alim abid biri olduğunu biliyormuydun…İnkar da çağ açmak budur galiba…
Alıntı
neyi inkar etmişim?saçmalama da mesajımda yanlış varsa düzeltyoksa doğru olduğunu tasdik et
Tasvvuf ilmine gir öyle bir özeliğe sahib olana kadar çalış sonra pentegona saldırarabilrsin…Tayyi mekanı inkarını söylüyorum…
Etiket
kuranda tayyi mekan, tayyi mekan yeteneği
Benzer Konular
Tayy-ı mekânı anlatır mısınız?
Tayy-ı mekân, evliyâullahın kerametlerinin çeşitlerinden bir tanesidir. Kur’an-ı Kerim’den delili vardır. Kur’an-ı Kerim’de insanın tayy-ı mekânı değil, hattâ Sabâ melikesi Belkıs’ın tahtı bile tayy-ı mekânla, Yemen’den Filistin’e geldiği net olarak ayet-i kerimede bildiriliyor. Onlar kara yoluyla yolculuk ederek kafileyle geliyorlar. Göz yumup açıncaya kadar taht tayy-ı mekânla geliyor bu tarafa… Hayal değil, göz boyama değil, illüzyon değil; taht işte böyle geliyor. Hem bunu Süleyman AS’ın sahabesinden birisi yapıyor. Yâni kendisi yapmıyor, peygamber mucizesi değil, evliyâ kerameti…Ondan sonra Sabâ melikesi geldiği zaman Süleyman AS diyor ki: (E hâkezâ arşük?) "Senin hani Sabâ ülkesinde oturduğun taht böyle miydi?.." Tahtını gösteriyor. Bakıyor, gözleri fal taşı gibi açılıyor, şaşırıyor: (Kàlet keennehû hû!) "Ne demek böyle miydi, sanki ta kendisi!.." Evet ta kendisi, ordan oraya geldi çünkü… Bu ayet-i kerime ile sabit olduğundan bu tayy-ı mekânı inkâr edenler bir şey bilmiyor. Şimdi bizim doktor kardeşimiz (Muhterem Ercan), Şâdiye Hatun Kliniği’mizin açılışında güzel bir şey söyledi: "Amerika’da hakkında yüzlerce kitap ve uygulama var; ama, hipnozu bizim doktorlar kabul etmiyor. Yapıyorum, uygulamasına gösteriyorum, yine kabul etmiyor. Bunun sebebini araştırdım ben… Biz materyalist bir eğitim görmüşüz ilkokulda, ortaokulda, lisede… ‘Yoktur böyle şey, yoktur böyle şey… Boş ver, inanma!..’ yoluyla yetişmiş olduğumuzdan, bilimsel şeyleri bile kabul etmeyecek hale gelmişler. Adam doktor olmuş, profesör olmuş ama, halâ olan şeyi bile kabul etmiyor." Ben de yanımda duran Prof. Dr. Asaf Bey’e dedim ki: Bizim müslümanlar arasında da böyle inkâr yapılı insanlar var…Kafası, gönlü, bu eğitim dolayısıyla inkâr yapılı… Mü’min ama, müslüman ama, içine tuğlaları inkâr marka konulmuşolduğu için, duvarları böyle örülmüş olduğundan kabul etmiyor. –Neyi kabul etmiyor?.. –Kerameti kabul etmiyor, tasavvufu kabul etmiyor, şunu kabul etmiyor, bunu kabul etmiyor… Etmiyorsun ama, yâ şunu bir incele bakalım ayet var mı, hadis var mı?.. –Canım bir insan hop kalkıp ordan, hop bu tarafa gelir mi? –E geliyor işte… Cansız taht bile gelmiş. Tayy-ı mekân vardır, evliyâullahın kerameti haktır. Tayy-ı mekân da kerametin bir çeşididir.
Cevap: Tayy-ı mekânı anlatır mısınız?