Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, “Türk İmparatorluğu’nun Yıkılışına Dair Kehanetler” adlı kitapta yer alan “Türkiye’nin 11’inci liderinin adı 11 harfli” cümlesinin Abdullah Gül’e işaret ettiğini belirtti ve ekledi: “Kehanetlere göre bu cumhurbaşkanı döneminde Türkiye devasa bir sarsıntı geçirecek”
BUGÜNE kadar 19 kitap yazan Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal’ın Destek Yayınları’ndan çıkan son kitabı “Türk İmparatorluğu’nun Yıkılışına Dair Kehanetlerde gündemi sallayacak açıklamalar var. Kitap metnini Bizanslı Tarihçi Laonicus Chalcondlyles’in yazdığını, yorumcusunun Fransız Blaise de Vigenere, yayıncısının ise Thomas Artus olduğunu belirten Altındal, kitapta Türkiye Cumhuriyeti’nin 11’inci Cumhurbaşkanının kim olacağı ve Türkiye’nin geleceğine yönelik öngörülerin bulunduğuna dikkat çekti. Gerçekleşmiş kehanetlerinden biri, Mustafa Kemal Atatürk’ün yeni Türk devletinin kurucusu olması sıfatını kazanması olan yüzyıllar öncesinin kâhinlerine göre, yeni cumhurbaşkanının ad ve soyadındaki harflerin toplam sayısı 11. Bu da Abdullah Gül olarak yorumlanıyor. Ayrıca devlet, bu cumhurbaşkanı ile çok büyük sıkıntılar yaşayacak. Kehanetlere göre bu durum Batılı devletlerin işine yarayacak.
İşte Aytunç Altındal’a yönelttiğimiz sorular ve merakla beklenen cevaplar:
17 kehanet
Öncelikle “Türk İmparatorluğu’nun Yıkılışına Dair Kehanetler” adlı kitaptaki kehanetler kaç yüzyıl öncesine dayanıyor?
Kitabın asıl yazarı, 1400’lü yılların Osmanlı Devleti’nin durumuna tanık olmuş Atina doğumlu Bizanslı Tarihçi Laonicus Chalcondyles. 1423’de doğduğu bilinen Chalcondyles’in 1490’da öldüğü varsayılmaktadır. Yaşamı hakkında çok ayrıntılı bilgi olmasa da Doğu Roma İmparatorluk belgeleri, 8’inci John Paleologos tarafından 1446’da Osmanlı Padişahı 2’inci Murat Han’a İstanbul’a uyguladığı kuşatmayı kaldırması için öneri götüren Bizans heyetinde elçi düzeyinde yer aldığını doğrulamaktadır. Kâhinin 1453’de İstanbul’un ve 1463’de de Peleponez’in Türkler tarafından fethedilişine bizzat tanıklık ettiği kesindir. Kitap metnini yorumlayan, dünyanın en ünlü şifre yazıcısı olarak kabul edilen Fransız Blaise de VigenËre, yayıncısı ise Arthus Thomas’tır. Kitap, 1630 yılında tamamlanmış. İçinde 17 kehanet ve 28 Osmanlı tablosu var.
Vigenere ve Thomas hakkında bir araştırma yaptınız mı?
Kitabı Fransızcaya çevirmiş olan Vigenere, 5 Nisan 1523’de St. Pourçain köyünde dünyaya gelmiş, 1596’da Paris’te ölmüştür. 17 yaşındayken Kraliyet diplomatik-istihbarat dairesine alınmış ve tam 30 yıl burada görev yapmıştır. Hristiyanlığın, Protestan ve Katolik olarak ayrıldıkları kilise oturumlarına resmi sıfatla gönderilen en genç sekreterdir. Roma’da tanıştığı o dönemin en ünlü üstadlarından şifre tekniklerini öğrenmiş ve gizli şifre oluşturma yöntemlerini anlatan tek nüshalık el yazması metinlerden yararlanarak günümüzde de kullanılan ve kırılması imkânsız sayılan ünlü “Autokey” diye bilinen “de Vigenere” şifresini kurmuştur. Bu çok gizli şifre, özellikle askeri istihbaratta kullanılmıştır. Kilise baskılarından bunalan Artus Thomas’ın ise nerede, ne zaman ve nasıl öldüğü hiçbir zaman bilinememiştir.
Kaynak: Bydigi Forum bydigi.net/ilginc-konular/282281-kehanetler#post2076356http://www.bydigi.net/ilginc-konular/282281-kehanetler#post2076356
‘Osmanlı içerden çökecek’
Kitabın içinde kehanet olarak yer alan ama gerçekleşen olaylar var mı peki?
Tabii ki. Kitaptaki öngörülere göre; “Fatih Sultan Mehmet’ten sonraki 16’ncı padişah döneminde Osmanlı Devleti içeriden çökmeye başlayacak ve padişahı kendi tebasından biri devirecektir” deniliyor. Fatih Sultan Mehmet’ten sonraki 16’ıncı padişah 3. Ahmet’tir. 29 Eylül 1930’da-kitabın yayınlanmasından tam 100 yıl sonra-Arnavut ve Hristiyan asıllı yeniçeri Patrona Halil tarafından tahttan indirilip yok ediliyor ve Osmanlı’nın çöküşü de böyle başlıyor.
Türkiye Cumhuriyeti devletiyle ilgili kehanetler ne zaman başlıyor?
Kehanetlerden biri Mustafa Kemal Atatürk’ü işaret ediyor. Kitapta, “Türk İmparatorluğu, 1920’de çökecektir” deniliyor. Gerçekten de 1920’de TBMM kurulunca Osmanlı Devleti yok edilmiş sayılmakta. Bununla da bitmiyor. “Osmanlı’nın çöküş döneminde kendisi Hristiyan topraklarında yetişen ama Müslüman olan bir prens ve başkomutan ortaya çıkacak. Ancak Hristiyanlar tarafından hiç dikkate alınmayan bu başkomutan, Türk devletini yeniden kuracak ve Batı’ya yönlendirecektir” öngörüsü yapılmıştır. Bu kişi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür.
‘Prensliklerin birleşmesi’
Kitapta son dönemde “11’inci cumhurbaşkanı kim olacak” sorusunun cevabı da saklıymış. Yeni cumhurbaşkanı hangi özelliklere sahip?
Kehanete göre, Türk İmparatorluğu’nun başına geçecek 11’inci kişinin adında 11 harf var. Çok ilginçtir ki, Abdullah Gül’ün ad ve soyadındaki harflerin toplamı da 11.
Peki, 11. Cumhurbaşkanı Türkiye’si nasıl olacak?
Kitapta “11’inci Prens döneminde Türk devleti, büyük bir sarsıntı yaşayıp yıkılma noktasına gelecektir” öngörüsü var. Ayrıca “Hristiyan Prensliklerin birleşmesi, Türk imparatorluğunun sonunu getirecektir” deniliyor. Bu da benim yorumum
ca AB’dir.
Bu kehanet son mu? Türkiye’nin geleceği nasıl şekillenecek?
Maalesef kâhinler, Türk İmparatorluğu’nun 11’inci Prensi’nden sonra Türk devleti yok kabul etmiş. Türkiye ile ilgili kehanetler burada bitiyor. Bu sonuç, çok ciddiye alınmalı.
“Türk İmparatorluğu’nun Çöküşü”ne dair kehanetleri de kapsayan Laonicus Chalcondyles’in “Kehanetler Kitabı” Aytunç Altındal tarafından yayımlandı.
Altındal, kitabın önsözünde, geleceği Tanrı’dan başka hiç kimsenin bilemeyeceğini, ancak, “kehanetlerin birer öngörü olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. 1425 yılında doğup yaklaşık 1490 yılına kadar yaşamış ve hayatının bir bölümünü Konstantinopolis’te (İstanbul) geçirmiş olan Atinalı tarihçi yazarın kitabında yer alan ve gerçekleşen kehanetlerden bazıları şöyle:
? Katolik Kilisesi ile İstanbul’daki Ortodoks Kilisesi kardeşçe kucaklaşacaklardır. Bu kucaklaşma, aynı ifadelerle Kasım 2006’da gerçekleşmiştir.
? Fatih’ten sonraki 16. padişah döneminde, Osmanlı içerden çökmeye başlayacak ve padişah kendi adamlarınca devrilecektir. 16. padişah III. Ahmet’tir ve Eylül 1730’da Patrona Halil’in başlattığı isyandan sonra yok edilmiştir; kehanet yerini bulmuştur.
? Bu dönemde, Tatar Hanı Osmanlı’ya yardım etmeyecektir. Bu da gerçekleşmiştir.
? “Üç kez üç yüz yıl ve bir de yirmilik” tarihinde Osmanlı Devleti yok olacaktır. Gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti 1920’de kurulmuştur.
Kehanet gerçekleşti
? İstanbul’u ele geçirecek olan padişahın adı ile teslim edecek olanın adı aynı olacaktır. Her ikisinin adı da “Mehmet”ti. Kehanet doğru çıkmıştır.
? Çok hızlı davranan bir Müslüman prens, Hıristiyanlara fark ettirmeden, Türk Devleti’ni yeniden kuracaktır. Bu prens Atatürk’tür ve kehanet gerçekleşmiştir.
Gelelim kehanete göre, diğer olacaklara veya Altındal’ın deyimiyle, “öngörü”lere:
? İstanbul’un camileri ve Ayasofya üzerinde haçlar dikilecektir. Bu haçlar, saplanacağı yere silahlı ellerle saplanacaktır. Bu muhteşem şehrin yıkımı gelecektir. Yıkım, sadece orada yaşayanlar sevdiği dini değiştirirse duracak ve şehir lanetten kurtulacaktır.
? Yıkım adaletsizliklerin en kötülerinin gerçekleştiği bir dönemin ardından olacaktır. Tüm Doğu ülkeleri de Hıristiyanlarca fethedilecektir. Böylece, ölü yaşayan, soyulmuş ve felç olmuş bir yönetim sona erecektir.
Tesadüf o ki…
? Önce, Müslüman şeriatı artacaktır. Eğer yedinci seneye kadar kaldırılmazsa, on ikinci seneye kadar buranın hâkimi olacaktır. Sonra, Hıristiyan silahlarıyla bir tutsaklık dönemi gelecektir.
? Türklerin başına geçecek 11. devlet adamı, ülkenin bekasını belirleyecektir. Tesadüf o ki, yakında 11. cumhurbaşkanımızı seçeceğiz.
Hıristiyan âlemi bu yüzyılı değişim yüzyılı olarak görüyor ve İslam üzerindeki oyunları artırıyor. Bu uğurda, İslami yönetimlerin kullanılması da söz konusu olabilir.
Kehanetler, çoğu zaman sonradan yorumlanır ama devlet büyüklerinin ağzından duyduğumuz, “Türkiye Cumhuriyeti’nin her zamankinden çok tehlike altında olduğu” görüşlerini de yok sayamayız.
Nostradamus: Güney Asya’dan sonra Türkiye’de deprem olacak.İngiliz uzmanlar, Nostradamus’un Yüzyıllar adlı kitabının üçüncü cildini şöyle yorumluyor: Endonezya depremleri sonrası Yunanistan ve Türkiye’de karışıklık (yer sarsıntıları) olacak.
Fransız uzman Fontbrune ise karşı: O ciltteki kehanet Gölcük depremiydi. Yeni deprem yok.
Türkiye kehaneti deprem ve savaş
Nostradamus’un haber verdiği depremin 1999’da olduğunu iddia edenlerin yanı sıra kimilerine göre büyük bir deprem daha bekleniyor.
Astrolojiden faydalanarak kehanetlerinde kesin zamanlama verileri kullanan ilk kahin Nostradamus, öngörülerinde Türkiye’ye de yer ayırıyor. Türkiye ile ünlü kâhinin iki kehaneti bulunuyor: Deprem ve savaş Fransız şifre çözücü Jean-Charles De Fontbrune’ye göre, Türkiye ilk olarak ikinci cildin 52’nci dörtlüğünde geçiyor: Atina ile savaş Geceler boyunca yeryüzü sallanacak, Sonraki baharda iki kez daha olacak Korent, Efes boğulacak denizde Yiğit şampiyonlar savaşa girecek… Üçüncü satırdaki Korint Yunanistan’ı, Efes ise bazılarına göre İzmir’i bazılarına göre Türkiye’yi temsil ediyorFontbrune’ye göre, ilk satırda bahsedilen depremler Güney Asya’da oluyor. Depremler ‘sonraki bahar’da da devam ediyor. Bu tarihin 2005 ya da 2007 olduğuna inanılıyor. Fontbrune’un ismini veremediği bir ülke iki deniz (Ege ve Karadeniz) arasından geçerek Yunanistan ve Türkiye’ye karşı yola çıkacak. Ardından iki ülke askeri savaşa girecek Türkiye ile ilgili ikinci kehanet üçüncü cildin üçüncü dörtlüğünde geçiyor: Mars, Merkür ve Ay biraraya gelecek, Güney’de korkunç bir kuraklık görülecek Asya’nın dibindeki toprak sarsılacak Korent ve Efes’te karışıklık… Güney Asya’daki 26 Aralık ve 28 Mart depremleri sonrası İngiliz bilimadamları bu dörtlükteki üç satırı ‘Endonezya depremleri’ni temsil ettiğini açıklamış ancak ‘Yunanistan ve Türkiye’de karışıklık’ satırını yorumlamamıştı. İnternetteki bazı kaynaklar Güney Asya depremleri sonrası Türkiye’de yeni
bir depreme neden olabileceğini öne sürerken, Fransız Fontbrune dördüncü satırın Gölcük depremini temsil ettiğini söylüyor. Çünkü Gölcük depreminden 6 gün önce birinci satırda geçtiği gibi güneş tutulması yaşanmıştı. Ve Türkiye’nin geçtiği son dörtlük, beşinci cildin 25’inci dörtlüğü Mars, Güneş, Venüs Arslan burcunda, Arap prensi, kilisenin egemenliğini denizde yenecek. İran’da bir milyondan fazla insan birleşecek. Gerçek yılan Türkiye ve Mısır’a saldıracak Fontbrune’a göre “Gerçek yılan” Asyalı bir ejderhayı yani Çin’i anlatıyor. Bir milyondan fazla insan (asker) İran’da toplandığında Çin, Türkiye’ye ve Mısır’a saldıracak. ‘Arap Prens’ ifadesiyle, Ortadoğu yoluyla Asya’dan Avrupa’ya ilerleyen, orduları milyonlarla sayılan dev bir güç kastediliyor… Bu savaş tarihi ise Nostradamus’un takvimine göre 15 Ağustos 2015.
Mehdi ‘Altın çağ’la geliyor
Fransız kâhin “Mehdi 2016 ile 2020 arasında Asya’da çıkacak” diyor.
Ve hemen ardından da ‘Altın Çağ’ denen 1000 yıllık barış dönemi başlayacak.
Prof.Gündüz ‘Mehdi Müslümanlar arasından çıkacak kurtarıcı figür’ diyor.
Mehdi gelecek, altın çağ başlayacak
Nostradamus, Ortadoğu kökenli bir Mehdi’nin Asya’da belireceğini ve onun gelişiyle, Dünya’nın 2016–2020 yılları arasında Altın Çağ’a gireceğini söylüyor.
Ünlü Alman edebiyatçı Goethe’nin, “Sürekli yaşamın sırrının izlerini süren, zamanın ardındakileri görebilen, o zamana kadar akıl edilememiş bağlantıları çözümleyen kişi…” satırlarıyla tasvir ettiği Nostradamus için uzmanlar, sadece savaş, kan, gözyaşı ve felaketleri gördüğü gerekçesiyle ‘karamsar kâhin’ yakıştırması yapıyor.
İYİLİĞİN SAVAŞI
Ancak bugünkü bölümde ünlü kâhinin ‘barış’ın hüküm süreceği günleri ve öncesinde Mehdi’nin dünyaya gelişini’ anlattığı kehanetlerini yayınlıyoruz. Kâhin, Mehdi’den kitabın onuncu cildinin 75’inci dörtlüğünde bahsediyor: Uzun süredir beklenen kişi hiç dönmeyecek Avrupa’ya; Asya’da ortaya çıkacak Hermes’in birliğinden gelen biri, Doğu’nun bütün krallarının üstünde ünlenecek. Şifre çözücüsü R. W. Velch bunu şöyle yorumluyor: “Kâhin ‘beklenen kişi’ ile Mehdi’yi kastediyor. Ve Mehdi Asya’da ortaya çıkıyor.” Ancak üçüncü satır Velch ve diğer şifre çözücüler arasında tartışma başlatıyor: ‘Hermes’in birliğinden gelen biri.’ Hermes, Mısır mitolojisinde ‘Tanrılar’ın mesajcısı’dır. Yani Nostradamus, Asya’da ortaya çıkacak bu liderin aslında Ortadoğu’dan, Mısır’dan geleceğini görmüş olabilir. Bu nedenle Velch ve diğer şifreciler de bu satırı “Ortadoğu kökenli Mehdi, Asya’da belirecek” diye özetliyor. Peki, Mehdi ne zaman gelecek? Şifre çözücüler, bu tarihi “Altın Çağ” olarak yorumluyor. Peter Lorie, savaşların ardından insanoğlunun güzellik ve barışla tanışacağı bu çağın başlangıç tarihini dahi veriyor: 2016–2020 “Kötülüğün iyilikle savaşı” ile ilgili, Nostradamus’un kral II. Henry’ye yazdığı mektubu inceleyen Lorie, mektubun son satırlarına dikkat çekiyor: Bugün, bugün ve biraz zaman sonrası yok olacak. Bu uzun süren dönemden sonra Satürn’ün saltanatı, Altın Çağ yeniden başlayacak. Kullarının acısını hisseden yaratıcı, Tanrı, Şeytan’a dipsiz kuyunun derinliklerine gidip orada bağlı kalmasını emredecek. Daha sonra Tanrı ile insanoğlu arasında evrensel bir barış başlayacak. Ve Şeytan bin yıl boyunca orada bağlı kalacak. Ve daha sonra bağlarından kurtululacak.
ŞEYTAN’IN GELİŞİ
Lorie’nin iddiasına göre, Kâhin ‘evrensel barış’ kelimesi ile Mehdi’nin geleceği Altın Çağ’a dikkat çekiyor. Dizimizin ilk gününde belirttiğimiz gibi, Nostradamus’un 1000 yıl süreceğini öne sürdüğü Altın Çağ’dan sonra Şeytan dünyaya geri dönecek Şeytan’ın Altın Çağ sonrası döneceğini yorumlayanlardan biri de Velch. Mehdi kehanetinin gerçekleşme oranının yüzde 90 olduğunu belirten Velch, bunun nedenini de şöyle açıklıyor: “Kâhinin yaşanacak zor günlerin sonunda, insanların gökyüzüne açılacakları yepyeni bir çağdan bahsederek, kehanetlerini noktaladığına dikkat etmek gerekir. Tüm Ezoterik Gelenekler’de bahsedilen ‘Altın Çağ’ inancı, Nostradamus’un ifadelerinde de yer almıştır.”
Nostradamus’unkehanetlerindeki şifreyi inceleyen uzmanlara göre Dördüncü Dünya Savaşı sonrasında bin yıllık barış çağı yaşanacak.Dünya yok olmayacak İddia şöyle devam ediyor: Hayat 3797 yılında sona erecek. Nostradamus’a göre sadece insanlık bitecek, dünya hiç yok olmayacak.
Endonezya depremi sonun başlangıcı mı?
Nostradamus’un, ‘kesin’ kehanetlerinin 2012 yılında son bulması ve kıyamet öncesinde afet ve savaşların yaşanacağını iddia etmesi, akıllara ‘Endonezya depremi sonun başlangıcı mı?’ sorusunu getirdi.
1555’te kaleme aldığı kehanetlerin birçoğu gerçekleşen Fransız kahin Nostradamus’la bilinmeyene doğru bir yolculuğa çıkacağız. Kendi ölümünü dahi gören bir adamın kehanetlerini sunacağız. Dizimize Nostradamus’un şifrelerini çözen uzmanların kıyamet yorumlarından başlıyoruz. Yorum siz okurlarımızın…
Kıyamet ne zaman kopacak? Endonezya’daki depremler kıyametin alametleri mi? Globalleşen dünyada dinler arası bir savaş çıkacak mı? Günümüzde pek çok insan bu gibi soruların cevabını, yüzyıllar evvel yaşamış bir Fransız kâhinin kehanetlerinde arıyor. Bu kâhinin adı Nostradamus!
KIYAMET İÇİN İKİ TARİH
Yaşanan pek çok doğal afetten ve gündeme damgasını vuran pek çok gelişmeden sonra gündeme gelen Nostradamus son olarak Endonezya depremleriyle ilgili kehanetleriyle tartışma konusu oldu. Bu depremler kahinin bahsettiği ‘sonun başlangıcı’ olabilir mi?.. Bu yorumdan yola çıkacak Nostradamus dizimizin ilk gününü ‘kıyamet’e ayırıyoruz. Nostradamus’un dünyanın sonu ile ilgili gördüğü iki tarih var: 2012 ve 3797… Kâhinin bu iki rakamı niye verdiğini iki ünlü ‘şifre çözücünün şöyle yorumluyor: Nostradamus, dünya ile kehanetlerini 2012 yılına kadar görüyor. Ancak yüzeysel kehanetler ise 3797’ye kadar devam ediyor. Bazıları, detaylı olarak kaleme aldığı 2012 tarihini ‘kıyamet’ olarak yorumlarken Amerikalı Tad Mann, “Nostradamus, Yüzyıllar’ın (kehanetlerini topladığı kitabın adı) girişinde 3797 yılından bahsetmektedir. Ancak kehanetlerini 2000’li yıllarla sınırlandırır. Böylece kehanetlerini 2000’li yıllarla sınırlamış olur” diyor. Mann, bu açıklam
asıyla Nostradamus’un gözüyle kıyametin 2012’de olmayacağının da altını çizer.
2050’YE KADAR SAVAŞLAR
3797 yılındaki sonla ilgili en detaylı araştırma da Peter McHoll tarafından yapılmıştır. McHoll’a göre, 3797 rakamı, son günün tarihini vermektedir. Kâhinin hesap sistemine göre bu tarihle beraber insanlığın dördüncü büyük çağı biter ve ‘saat’ durur. McHall, Nostradamus’un astrolojik takvimine şöyle dikkat çeker: “Hz. İbrahim ile birlikte Koç Çağı başladı. İnsanoğlu Yaratıcısı’nın bilincine vardı. Hz. İsa ile birlikte Balık Çağı başladı. Şu anda ise Kova Çağı’nda bulunmaktayız. Ve bu çağda doğal afetler dünyanın kapısını çalacak. Bu da insanoğlunun yeteneklerinin koşullara uyum sağlamasını sağlayacak.” McHall’a göre, Nostradamus Kova Çağı sonrası 1000 yıllık bir dönem görüyor. Sona doğru girilecek bu 1000 yıllık dönemde ‘barış çağı’ yaşanacak. McHall’un yorumlarına göre, 2050 yılına kadar büyüksavaşlar olacak. Avrupa büyük acılara gebe kalacak ve Almanya tekrar ikiye bölünecek… İran Şahı’nın devrilmesiyle başlayan ve 2050 yılına kadar sürecek olan 73 yıl 7 aylık ‘Arap egemenliği’ de 2050’de sona erecek. (McHall, Nostradamus ‘Arap egemenliği’ kelimesi ile neyi kastettiğini açıklayamıyor) Almanya’nın yeniden birleşeceği 2050 yılına kadar savaş ve hastalıklarla boğuşacak olan yaşlı dünya, bu tarihten sonra 26 yıl sürecek bir huzur dönemine giriyor. Nostradamus’a göre III. Dünya Savaşı 2076’da meydana geliyor. (Bir kısım şifre çözücüler III. Dünya Savaşı’nın tarihi için 1987’yi gösterirken McHall, Nostradamus’un ne kadar süreceği belli olmayan bu savaşın tarihini 2076 olarak gördüğünü iddia ediyor) Fransız kahin, ‘büyük kaos’ dönemi dediği IV. Dünya Savaşı’nın tarihini de belirliyor: 2106! Kahinin hesabına göre, üç kuşak sonramız ‘en kanlı dünya savaşı’ ile tanışıyor ve bu savaş 25 yıl sürüyor. Nostradamus, Kuzey-Güney çekişmesi diye adlandırdığı bu kanlı savaşı şöyle anlatıyor: Fas’tan çıkıp gelecek kralları Avrupa’ya Ruhları parçalayıp, kentleri yakıp yıkmaya. Asya’nın büyüğü dev ordularla aşacak karayı, suyu, Mavileri, babayı ve haçı kovalamaya…
ABD’DEN ATOM BOMBASI
McHall bu dörtlüğü şöyle yorumluyor: “Afrikalılar, eski Avrupa’nın üstüne yürümek için Doğu Asyalı halklarla anlaşıyor. Bir başka yerde Anibal’dan bahseden Nostradamus, İsa’dan 200 yıl önce filleriyle İspanya üzerinden Roma’ya yürüyen komutanı anımsıyor ve şöyle diyor: Başka bir deyişle, geçmiş günlerin sömürülen ülkeleri, yeni bir dünya savaşının başlamasına sebep olacak.” Afrika ve Asya’nın Avrupa çıkarmasının ardından Amerika II. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi bir kez daha ‘Yaşlı Kıta’ya yardıma geliyor. Nostradamus, bu kehanetini de kitabının ikinci cildinin 78’inci dörtlüğünde şöyle anlatıyor: Punya ve Galya kanlarından oluşan o adaları Kana boyuyor denizin derinliklerinden büyük neptün. Ve kolaylıkla elde edebilmek için bu kıyıları Öyle zararlı, çok daha fazla gökte yazılandan McHall’un yorumu şöyle: “Büyük Neptün, yani ABD, Fas ve Tunus üstüne atom bombaları gönderiyor. Patlamalar öyle bir aydınlanmaya neden oluyor ki, geceler gündüz gibi oluyor. Ve Dünya, bu savaşlardan sonra 1000 yıllık barış çağına giriyor.”
Peki tüm bu bilgiler bilimsel olarak ortaya konup kanıtlandı mı? Dünyanın en az dört kez kutupsal kayma (kuzey ve güney kutbu) yaşadığı bilimsel verilerle kanıtlandı. En son Discovery kanalında dünyanın manyetik alanının belirli periyotlarla nasıl değiştiğini bilimsel çevreler açıkladı. Hatta bilgisayar ekranındaki üç boyutlu animasyonlarla gösterimi yapıldı. Şu anda dünyanın manyetik alanında muazzam bir değişim var. Bunun da en büyük nedeni güneşte meydana gelen değişimler. İlginç olan Mayalar bunu biliyordu. Konunun bir diğer yanı da Mayalar’ın bununla da yetinmeyip, gelecekte tüm insanlığı etkileyecek trajediyi bizlere şifreli bir şekilde duyurmuş olmalarıdır. Bu şifreye göre dünya için 2012 yılı çok önemli.
NİRVANA’YA DOĞRU
Yani bu görüşe göre 2012 yılında dünya yok mu olacak? Mayalar 2012 için ‘zamanların sonu’ diyor. Fakat bu dünyanın top yekûn yok oluşu değil, bir fiziksel değişim. Daha önce yaşanan sanki tufan gibi düşünebiliriz. Bu fiziksel değişimlerle birlikte ruhsal değişimler de birbirleriyle orantılı devam ediyor. Her bir büyük fiziksel değişimlerle birlikte insanlık ruhsal değişimde yaşıyor. Şu ana kadar insanlar aşağıya inişi yaşadı. Birincisinde biraz daha kabalaştı, ikincisinde biraz daha, üçüncüsünde biraz daha… Dördüncünün sonunda tam anlamıyla bir dip yaptı. Bu yüzden 2012’yi Mayalar insanlığın yeniden yukarı çıkışın yaşanacağı bir çağ olarak tanımlıyor. Hatta çeşitli dinler bundan Altın Çağ, vaat edilen cennet veya Nirvana gibi bahseder. 2012’nin önemi burada. Aşağıya inen insanlık tekrar yukarı çıkacaktır. Bunun da ilk basamağı 2012’dir diyor Mayalar.
2012 yılında başlayacak olan bu yukarıya doğru çıkış ne kadar zamanda tamamlanacak? Bildiğimiz kadarıyla bu yukarı çıkış süreci başladı. Belki 2012 bir final olabilir. Bu bir süreç. Ancak tufanla kıyameti birbirine karıştırmamak lazım. Kıyamet ruhsal bir değişim, tufan ise fiziksel bir değişim demektir. Kıyamet hem tasavvufi hem de ezoterik (gizli öğreticilik) anlamda ayağa kalmak ve uyanmak demektir. Bu uyanıştan kastedilen ruhsal aydınlanmadır. Böylelikle dinsel metinlerin içindeki sembollerin anlamlar
ı da çözülebilecek ve dinsel metinlerde gizlenen gerçeklerle herkes yüz yüze gelebilecektir.
İKİ YILLIK HATA PAYI…
22 Aralık 2012 tarihi konusunda hiç şüphe yok mu? Mayalar’ın yakın geleceğimize ilişkin kehanetleri tüm ezoterik bilgilerle örtüşmektedir. Bu nedenle verilen tarihin önemi çok büyüktür. Ancak bu tarihlemede iki yıllık bir hata payı bulunabileceği de gözardı edilmemelidir. Bunun sebebi Maya Takvimi’nin bizim kullandığımız Gregoryen Takvimi’ne çevrilişinde MÖ 1’den MS 1’e geçilmiş olmasıdır. Aradaki 0 atlanmıştır. Yaptığı araştırmada Astrofizikçi Cotterel de bu konuya dikkatleri çekmiştir.
Bugüne kadar Mayalar’ın hangi kehanetleri yerini buldu? Şu anda bilimsel olarak ispat edilen dünyanın dört kez kutup değişimi geçirdiği. Bugün bu durum ispatlanmış durumda. Günümüz insanları bunu yeni keşfetse de, Mayalar bunun farkındaydılar. Bu bile başlı başına önemli bir şey.
Mayalar’la ilgili tüm bu bilgilere nasıl ulaşıldı? Bütün bunlar dünyaca ünlü astro fizikçi Coterelli’nin bilgilerini bir BBC muhabiri Adrian Gilbert’in derlemesi sonucunda dünya kamuoyuna duyurdu. En önemli buluş da eski Maya kenti Palanque’deki Yazıt Tapınağı’nda buldukları mezar taşının kapağındaki şifreyi çözmeleriyle oldu.
Şifre nasıl çözüldü? Simetriyle ilgili bilgileri çözerek çok önemli sonuçlara ulaştılar. Kapağın üzerindeki şerit motiflerini simetrik bir şekilde yan yana getirdiklerinde ortaya Jaguar ve bunun üzerinde de bir Yarasa sembolünün ortaya çıktığını gördüler. Mayalar’ın sakladıkları bu sembollerin bir anda belirmesi Cotterel’i şaşkına çevirmişti. Çünkü Mayalar’ın mitolojik yazıtlarında Jaguar beşinci yani bizim çağımızı, yarasa ise ölümü sembolize etmekteydi! Kapağın üzerinde açık bir şekilde görülen “Güneş Haçı”nın üzerindeki ilikler ise Güneş’in manyetik iliklerini temsil etmekteydi. Bu da Mayalar’ın gizli mesajıydı. Yaşanacak trajedinin sebebi Güneş’te meydana gelecek olan manyetik değişimlerdir!
İlk defamı insanlar ölüyor ? hayırbu tür olayları önemsememiz lazım ama fazla değil ebette her an kıyamet kopabilir ama birilerinin uydurduğu safsatalara’da inanmamak lazım
Biz her şeye rağmen hazırlıklı olalım Mevla’ya borcumuzu ödeyelim ödemeye devam edelim’de gerisi fazla önemli değil 🙂
Kyamet’in kopacağı Hak’mıdır evet ! Ne zaman kopacağını Allah’tan başkası bilemeyeceğine göre 2012’nin Adnan Oktar’ın ne dediği doğrusunu söylemek gerekirse umrumda değil dikkate almıyorum
Kur’an, Kıyâmet’in zamanını Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceğini belirtir (el-A’raf, 7/187; Lokman 31/34; el-Ahzab, 33/63). Buna karşılık yaklaştığını (el-Zümer, 54/1), yakın olduğunu (en-Nahl, 16/77), ansızın geleceğini (el-A’raf, 7/187) bildirir. Kıyâmet alametlerinin belirdiğini (Muhammed, 47/18) ifade etmekle birlikte bunlar hakkında bilgi vermez. Ancak, “Saat yaklaştı, ay yarıldı yarılacak” (el-Kamer, 54/1) âyetinin ikinci bölümünün “ay yarılacak” biçimde anlaşılması durumunda, bu olay Kur’an’da anılan tek Kıyâmet alameti olma özelliği kazanır.
Hadis külliyâtları ise Kıyâmet’ten önce ortaya çıkacak alametlerden söz eden çok sayıda hadis ihtiva eder. Islâm bilginleri Hadislerde dile getirilen alametleri nitelikleri açısından değerlendirerek bunları Küçük Alametler (Alâmât-ı Suğrâ) ve Büyük Alametler (Alâmât-ı Kübrâ) olmak üzere iki başlık altında toplamışlardır. Âhir zaman olarak tanımlanan Kıyâmet öncesi dönemde dini duygu, düşünce ve davranışların zayıflaması, dini kurallara gereken önemin verilmemesi, ibadetlerin terkedilmesi, ahlaksızlığın çoğalması biçiminde kendini gösteren
Küçük Alametler’in başlıcaları şu şekilde sıralanabilir:
7.8.9. Doğuda, Batıda, Arap Yarımadasında olmak üzere üç bölgede yer çöküntülerinin meydana gelmesi de Kıyâmet’in büyük alametlerindendir (Müslim, Fiten, 39).
ama bir öncekinden bahsediyorsanız banada ilginç gelmişti.
Alıntı
ama bir öncekinden bahsediyorsanız banada ilginç gelmişti.
Özür dilerim hacı kardeşim belirtmeden yorum yazarsam olacağı bu kehanetlerden bahseden yazıyı kastetdim adı üstünde kehanet geleceği ancak ALLAHUTEALA BİLİR adamın biri yüzyıllar önce birşeyler saçmalamış tutanı varmıdır bilemem hiçte ilgilenmem kuranımız varken başka bilgilerede gerek duymam
kolay gelsin
hilinde.
Kısa bir süre sonra da müslümanların üzerine feci katliamların vukuu bulduğu savaş çıkar!
Tam bu esnada Allah’ın izniyle bir “Kumandan” müslümanlardan bir ordu teşkil eder. Kudüs fetholunur.”(Muhyiddin-i Arabi – “Saatlerin Hazinesi Fi Muallak-ı Gayb-ül İlm”)
Kiyametin kopucagina dair Kuran-i Kerimde, onun bilgisi sadece Allah (c.c.) katindadir diye yaziyor.
Eger kiyametin kopucagi günü Allah (c.c.) birisiyle paylasip insanlara anlatmamizi isteseydi, o zaman peygamberli araciligyla bunu yapardi.Allah (c.c.) yardımcımiz olsun!!!
Alıntı
kehanet diyerek paylaştığınız gelecek tahminlerini keşfedenler kimler?
Alıntı
Ha kehanet, ha gelecek hakkında bilgi. Adının ne olduğu önemli değil. Keşif ehli velin nerden biliyormuş geleceği? Tövbe estağfirullah.
Alıntı
kardeşim ben senin bu konuda paylaştığın kehanetlerden bahsediyorum hangi velinin keşifleri onu soruyorum?
Alıntı
eyvAllah.. bu konuda fikrim ortada.. kehanetler falan palavra..herkes kendi kıyametiyle meşgul olsun..ölüm herkesin kıyameti..
kıyamet alametkeri felaketler, saatlerin hazinesi fi muallak-ı gayb-ül ilm, kiyamet alametleri kehanetleri
Kıyamet Alameti Büyük Felaketler
Sevgili Müslüman Kardeşlerim:
Biliyorsunuz ki Japonyada Çok Büyük Bir Felaket Oldu . Bu Felaketler Kıyamet Alametlerimidir. Bana Kıyamet Alametlerinden Bahsedermisiniz Pek Bilgim Yok ta
Cevap: Kıyamet Alameti