Cevap: RAHMAN SURESİ Hakkında Bilgi
rahman suresi ile ilgili bilgiler
Rahman sûresi, İslam inancının esaslarını ele alan Mek
kî sûrelerdendir. Bu sûre, diğer mübarek sûreler arasında bir gelin gibidir. Bunun içindir ki, hadiste şöyle bııyrulmuştur: "Her şeyin bir gelini (süsü) vardır. Kur’an’ın gelini de er-Rahmân süresidir."
Bu mübarek sûre, Yüce Allah’ın, kullarına lütfettiği, sayılamayacak kadar çok ve açık nimetlerini sayarak başlar. Bu nimetlerin başında Kur’-an’ı Öğretme nimeti gelir. Zira Yüce Allah onu, insana verilmiş en büyük nimet olarak nitelemiştir. İnsanın yaratılması ve ona anlatmanın öğretilmesinin zikrinden Önce Yüce Allah’ın zatı zikredilmiştir: "Rahman olan Allah, Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona (maksadını) anlatmayı öğretti."
Sonra bu sûre, Allah’ın (c.c.) sayılamayacak kadar çok, güzel nimetlerini ve büyük alâmetlerini anlatan varlık sayfalarını açar. Bu nimet ve alâmetler güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, direksiz yükseltilmiş olan gök ve bunda bulunan kudretini gösteren enteresan ve sanatını gösteren fevkalade şeyler ve içinde, insanlara nzık olarak verdiği çeşitli meyve ve ekinlerin bulunduğu yer yüzüdür: "Güneş ve ay bir hesaba göre hareket eder. Yıldızlar ve bitkiler (Allah’a) secde ederler.."
Bu sûre, Yüce Allah’ın felekleri yürütmesinde ve denizin dalgalarını yararak hareket eden büyük gemileri insanların emrine vermesinde Yüce Allah’ın açık kudretini gösteren delillerden bahseder. O gemiler, su üzerinde giderlerken, sanki büyük ve yüksek dağlar gibidir: "Denizde uzun dağlar gibi yükselen gemiler de O’nundur…"
Görünen bu kâinat sayfası hızla sunulduktan sonra, varlık sayfaları dürülür. Mahlukat, tümüyle yok olur. Ölümün korkunç gölgesi onları sarar, yokluk onları dürer ve sadece Hayy ve Kayyûm olan Allah (c.c.) kalır: "Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacak. Azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı kalacak"
Yine bu sûre, kıyametin korkunç hallerini ele alır, suçlu bedbahtların durumunu ve o zor günde karşılaşacakları korku ve sıkıntıları anlatır: "Suçlular simalarından tanınır. Perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar."
Günahkârlara yapılacak azap sahnesini anlattıktan sonra, sûre, takva sahiplerine verilen nimet sahnesini geniş bir şekilde ele alır. Şöyleki takva sahipleri, cennetlerde hûrîler ve gençlerle beraber olurlar: "Rabbiniıı makamından korkanlar için iki cennet vardır…"
Bu mübarek sûre, kullarına verdiği çeşitli nimet ve ikramdan dolayı Yüce Allah’a ta’zîm ve övgü ile sona erer. Bu, Rahman sûresi için en uygun sona eriştir: "Büyüklük ve İkram sahibi Rabbinin adı, yücelerden yücedir." İşte böylece, başlangıçla bitiş, en parlak ifadede birbirlerine uygun düşmüştür
Bence çok güzel çok işime yaradı teşekkürler
rahman suresi hakkında bilgi, rahman suresi, rahmaN
RAHMAN SURESİ Hakkında Bilgi
Rahman sûresi, Mekke’de nâzil olmuş, Rabbimizin biz kullarına sayısız nimetlerinin gündeme geldiği 78 âyetlik bir sûredir. Rabbimizin cennette mü’min kulları için hazırladığı akla hayale gelmedik nimetlerinin gündeme getirildiği ve her bir nimet gündeminin sonunda da: Rabbinizin hangi nimetini yalanlarsınız? buyurularak düşünmeye, kulluğa, kendisine teşekküre dâvet edildiğimiz bir sûre. Değilse, siz bilirsiniz, eğer Rabbinize itaate, Rabbinize kulluğa yönelmez, bu dünyada O’nun istediği bir kulluk hayatını yaşamazsanız, kesinlikle bilesiniz ki dayanılmaz bir Cehennem azabı sizi beklemektedir, denilerek cehennemin de vasfedildiği bir sûredir.
Rahmân sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. Rasûlullah efendimiz bu sûreyi etrafındaki ashabına okuyunca onlar sessiz kalmış, sessizce dinlemişler ve Allah’ın Resûlü onlara şöyle buyurmuştu: Ben Rabbimden gelmiş olan bu sûreyi size tilavet ederken neden öyle sessiz kaldınız? Niye bir tepki vermediniz? Halbuki Ben bu sûreyi sizin din kardeşlerinize okumuştum da onlar: Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayarsınız? şeklindeki sorusuna gelince hep birden demişlerdi ki, ya Rabbi senin üzerimizdeki nimetlerinden hiç birisini yalan saymayız. Sahâbe-i kiram efendilerimiz de: Onlar kimlerdir ey Allah’ın Resûlü? diye sorunca: Onlar sizin din kardeşleriniz cinlerdir buyurdu. Bu ifadelerden anlıyoruz ki, bu sûre Mekke’de nâzil olmuştur. Çünkü Resûlullah Efendimiz risaletinin 10. yılında, Taif seferinden dönüşünde cinlerle görüşmüş ve bu sûreyi onlara tebliğ buyurmuştur. Yine biliyoruz ki Rasûlullah Efendimizin, Mekke’de bu sûreyi Kâbe’nin avlusunda müşriklere kim ilân edecek? Bunu insanlara kim tebliğ edecek? şeklindeki talebine evet deyip Rahmân sûresini ilk defa müşriklere Abdullah b. Mes’ud efendimiz tebliğ etmiştir. Rahmân sûresi, Mekke’de müşriklere duyurulan ilk sûredir.
Sûre, insanlarla birlikte, irade ve sorumluluk sahibi varlıklar olan cinlere de hitab eden Kur’an’daki tek sûredir. Sûrenin özellikle ön plana çıkan ayrı ve dehşetengiz bir ahengi vardır. Ayetleri kısa kısa cümlelerden oluşmaktadır. Sûrede, kâinat sahasında Allah’ın açık ve gizli hâkimiyetinin delilleri açıklanmakta; sayısız nimetlerine, sınırsız kudretine dikkat çekilmekte ve bunun karşısında cinlerin ve insanların acz içerisinde Allah’a itaatten başka çareleri olmadığı bütün çıplaklığı ile ortaya konularak, onların sorumlulukları hatırlatılmakta ve itaatten yüz çevirirlerse karşılaşacakları kötü sonuçlar; boyun eğip, şerîatına uyarlarsa elde edecekleri hayırlı neticeler mucizevî bir üslupla dile getirilmektedir. Sûre, konuları bir hitap tarzı ile ele almakta, coşku ve belagat dolu bir akış içerisinde, Allah’ın kudretinin mükemmelliği, O’nun her şey üzerinde yaymış olduğu mutlak hâkimiyeti müthiş bir tablo halinde gözler önüne serilmektedir. Allah’a tabi olarak işlenen iyilik karşılığında mükâfat olarak vaadedilen Cennet’in bir tasviri yapılmakta ve isyan etmenin karşılığında kazanılan Cehennem azabı ile insan ve cinler topluca uyarılmaktadırlar.
Bir hadis-i şerife göre Resulullah (s.a.s), Rahmân sûresini okudu ve sonra ashabına; Niçin sizlerden cinlerin Rablerine verdiği gibi bir cevap işitmiyorum?" dedi. Onlar; "O cevap nedir ya RasulAllah?" diye sordular. Resulullah (s.a.s) şöyle cevap verdi: Ben; "Şimdi Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz?" âyetini okuduğumda, onlar; "Biz Rabbimizin hiç bir nimetini yalanlamıyoruz" dediler".
Bu rivayete göre, cinlerin Resulullah’ı (s.a.s) Kur’an okurken dinlemeleri olayı, nübüvvetin onuncu yılında, onun Taif’ten dönerken yolda dinlendiği bir esnada vuku bulmuştur. Bu rivayetten, cinlerin okunurken dinledikleri sûrenin Rahmân sûresi olduğu anlaşılmaktadır.
(bk. Ali Küçük, Besairu’l Kur’an, Rahman Suresinin tefsiri)